Monday, December 3, 2012

Oyuncak

Eşimle Zehra'ya oyuncak bakıyoruz bir süredir. Ne alsak bir türlü karar veremedik. Aldığımız şeyi bir süre oynasın istiyoruz. Fakat Zehra oyuncağını kendisi buldu. "Evdeki leğen ve mandallar" 😄 Herhalde bin liralık oyuncak alsak o leğene attığı çığlıkları atmazdı. Ne kadar mutlu oluyor leğenin içine kafasını sokunca 😄
Sadece leğen değil ki! Mandallar, bardaklar, dijital saat, duvardaki tabak... Evdeki herşey Zehra'nın ilgi odağı şu anda. Bence en iyisi bir yaşına gelmeden büyük çaplı bir oyuncak almamak. Etrafını keşfetmesi için fırsat tanımak onun için en güzel eğlence.

Tuesday, November 20, 2012

Lohusalık uzun sürer.

geçen kışın gözde içeceği lohusa şerbeti
 
   Zehra için bir albüm düzenlemeye çalışıyorum. Dijital ortamda oraya buraya kaydedilmiş bir sürü resmi var. Ben ise büyüdüğünde anı olarak saklıyabileceği, arkadaşlarına, çocuklarına gösterebileceği bir albümü olsun elinde istiyorum. Bugün çalışmalara başladım. Resimlerle birlikte ben de 9 ay öncesine gittim. Ne kadar heyecanlıydım doğumdan önce, doğumdan sonra...Hayatım boyunca unutamayacağım duygular yaşadım. Anneliğin çok muhteşem bir duygu olduğunu tabii ki biliyordum ama o ilk anlardaki duygularımı tahmin etmenin yakınından bile geçmemişim. Zehra'yı ilk kucağıma verdiklerinde çok ağlamışım. Anesteziden dolayı ben hayal meyal hatırlıyorum. Kuşuma nihayet kavuşmanın heyecanından olsa gerek gözyaşlarım :)
   Resimlerde tarihler ilerledikçe lohusalık günlerim de canlanıverdi gözümde. Böyle çoookk uzak bir tarihmiş gibi bahsediyorum ama benim lohusalığım da yeni yeni bitiyor bence. En son girdiğim KPDS sınavında da lohusalıkla ilgili bir metin vardı. Metinde, sanılanın aksine lohusalığın uzun bir süreç olduğu, öyle 40 günde bitmediği, hatta 9 ay sürebileceği yazıyordu. Bebeği 9 aylık olan bir anne olarak bu görüşe kesinlikle katılıyorum. Bu zamana kadar lohusaydım. Özellikle eşime karşı çok sinirliydim. Tabii etrafımdaki diğer insanlarda nasiplerini almadılar değil bu sinirden. Fakat kendimi bir süredir daha az sinirli hissediyorum (Maşallah diyelim!). Tabii kişilikten gelen bir agresiflik var hala ama ne yapalım o da idare edilecek artık :)

Sonuç olarak, resimlere bakmaya devam!

Eşime not: Her an lohusalığa dönebilirim. Sen anlayışlı olmaya ve evişi yapmaya devam et. Benim sağım solum belli olmaz :))

Thursday, November 8, 2012

Diş Çıkarma

Bu sıralar Zehram diş çıkarma ile uğraşıyor. Bulduğu herşeyi ağzına alıp dişlerini kaşımaya çalışıyor. Türlü türlü diş kaşıyıcıların hiçbirisi doğru dürüst yardımcı olmasa da kuşumun derdine; biz çareyi biberde bulduk. Hem tatlı sivri biber hem de dolmalık kırmızı biber harika birer diş kaşıyıcı. Buzdolabından soğuk soğuk veriyorum Zehrama. Soğuk damaklarını biraz olsun rahatlatıyor. Biber kolay kolay kopmadığı için içim de rahat. Gıcır gıcır bütün gün biber gıcırdatıyor:)
Hayırlısıyla ilk dişini bir çıkarsaydı da biraz olsun rahatlasaydı aşkitom.

Saturday, October 27, 2012

O da bir kişilik

İnsan bebeğin doğduğu ilk aylarda bebeğinin hiç büyümeyeceği, hep gaz problemi ile uğraşacağı gibi bir kanıya kapılıyor. Oysa bebekler büyüyormuş:)
Zehram artık tam 8,5 aylık. Kuşum kendi kendine oturabiliyor. Almak istediği bir şeye yönelip onu kendine çekebiliyor. Elindekileri evirip çevirebiliyor. Herşeyi ağzına götürüp dişlerini kaşımak için kullanıyor. Son günlerde ise ayrılmak istemediği kişinin arkasından ağlıyor. İstemediği zaman yatmamak için direniyor. Biliyorum her bebek bunları yapıyor. Ancak insan bebeğinin bu kadar kısa sürede  bu kadar hızlı gelişmesine ayak uydurmakta zorlanıyor.
Zehramın istemediği bir şey olduğunda kendime hatırlatıyorum. Unutma "O da bir kişilik!Saygı göstermek lazım."

Saturday, October 6, 2012

Çalışmak yada çalışmamak, işte bütün mesele bu!

Gençliğimden beri ( malum artık çok yaşlandım:p) hep bir kadın çalışmalı mı çalışmayıp çocuğuna mı bakmalı sorularını kendime sorup durdum. Çalışan kadın çocuğuna bakamayacaktı, çalışmayan ise evde oturarak ve hergün aynı işleri yaparak kendini harcayacaktı. Bu ikilemden beni bir süredir takip ettiğim pedagog Adem Güneş kurtardı. Ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkiye çocuk tarafından bakmayı öğretti bana. Bir anne çalışmalı mı sorusunun cevabı artık net benim için: Çocuklar 4 yaşına gelene yani duygusal olarak anneden ayrılmaya hazır olana kadar çalışmamalı. Eğer bu çok mümkün değilse en azından 2 yaşa kadar çocuğumuzla ilgilenmek için evde olmalıyız. Çünkü bebekler fiziken doğmuş olsalar bile 2 yaşına kadar ruhen hala anneye bağımlı oluyorlarmış. 

Evde oturduğumuzda harcanmış mı oluyoruz peki? Dünyanın en değerli varlığı olan insanı yetiştirmek için geçen zaman bence en güzel geçen zamandır. Böyle bir durumda çalışmak daha boş değil mi?

Peki sen bunun uygulayabilecek misin diye sorarsanız, kısmen "evet" derim. Zehram bir yaşına gelene kadar onunla bir dakika bile ayrılmayı düşünmüyorum(Allah ayırmasın). Ama sonrasında okuluma dönmem gerekiyor. Etrafımda okula pek uğramadan okul bitirenler var. Bakalım ben ikinci üniversiteyi böyle bitirebilecek miyim?

Tuesday, October 2, 2012

Kabızlık

Zehra birkaç günden beri kabız. Bugün ise olay doruğa ulaştı. Kuzucuğum ağlayarak kakasını yaptı. Ben de onunla birlikte ağladım tabii. Dmir damlasından nefret eder oldum. Ne zaman düzenli demir versem kabız oluyor zavallıcık. Neyse ki son kakası yumuşaktı. Kayısı hoşafı ve zeytinyağı işe yaradı sanırım. Zeytinyağını çok az veriyorum. Çünkü bebeklerde yağ sindirimi en son gelişen sindirimmiş. Sindirim sistemini zorlamamak için yağı dikkatli kullanmak gerekiyor.

Herhalde bir anneden başka kimse de kaka ve kabızlıkla ilgili blunda yazı yazmaz;)

Tuesday, August 28, 2012

Ek gıdalar

Doktorumuz ek gıdalara geçebileceğimizi söylediğinde beni bir heyecandır aldı. Ev yapımı yoğurtlar, tuzsuz ekmekler... Sonuç tabii ki hüsrandı. Zehra hanım bir ayda sadece yoğurt yemeğe alışabildi. Yaptığım tuzsuz kabak yemeklerini, ekmekleri ise yemek şimdilik bana kaldı. :)

Thursday, August 16, 2012

O kadar çok gazi var ki. Demin bulaşık makinesinin içine kustu
Kizimin en çok kucağımda uyuduktan sonra yerine koyarken gerinen o halini seviyorum.

İyi günlerimiz

Beni her gören bunlar daha iyi günlerin büyüdüğünde işin daha da zorlaşacak diyor. Aslında bu günlerimizin hayatımızın en güzel günlerinden olduğunu ben de farkındayım. Çünkü meleğim her an yanımda. Her an onu kokluyorum, öpüyorum. Kucağımdan indirmiyorum. Ama bu gelecek günlerin yorucu ve çekilmez olduğunu göstermiyor. Şimdi de çok yoruluyorum ama yaptığım herşeyi zevkle yapıyorum. Yorgunluğum çok tatlı bir yorgunluk. Zehram ayaklandığında(şu anda 6 aylık) yine zevkle onun peşinden koşacağım. Yeter ki Allah sağlık versin de o günleri görelim:)

Wednesday, July 18, 2012

Biraz önce Zehra'yı uyutmak için yanına uzandım. Kokusunu içime çekerek ben de biraz uyuklamışım. O kadar iyi geldi ki bu şekerleme... O sırada sanki o anneydi de ben ona muhtaç bebek! Öyle güvende, öyle huzurluydu minik boncuğumun yanı:.)

Sunday, July 8, 2012

İnsan her sabah uyandığında " Yaşasın önümde kocaman bir gün var!" diyor. Ama anne olunca bu kocaman gün, günün rutin işleri bile halledilmeden bitiveriyor. Annemle çocukla işlerin bitmediğini, hatta her gün aynı tekrarları yaptığımızı konuşuyorduk. Bana kendi yaşadıklarını anlatınca benim bırakın şikayet etmeye, üflemeye bile hakkım olmadığını anladım. Yanmayan kaloriferler, hergün gelen misafirler, gencecik yaşta evlenmenin verdiği toyluklar ve aslinda destek olmaları gerekirken köstek olan anne babalar. Evet hergün aynı işi yapmak çok sıkıcı olabilir ama insanın başka sıkıntısı yoksa bundan şikayet etmek değil, bu duruma şükretmek gerekir.

Tuesday, June 26, 2012

İki çocukla hayat gerçekten daha zor. Bugün kısa bir süreliğine de olsa kızımla iki buçuk yaşındaki yeğenime aynı anda bakmak durumunda kaldım. Bir kızıma bir yeğenime koştururken iki çocuklu annenelerinin işlerinin ne kadar zor olduğunu düşündüm. Annelerin bir yardımcıları olmadan hem çocuklara bakıp hem ev işlerini yapıp bir de kendilerine zaman ayırmaları gerçekten çok zor. Ailelerinin yanında oturan hanımlar gerçekten çok şanslılar. Akrabalar çocukları sadece sevseler bile bu sırada annenin ev işlerine ya da kendine zaman ayırması mümkün olabiliyor.

Thursday, June 14, 2012

Hani derler ya anneler çocukları doyunca doyar diye gerçekten de öyleymiş. Onun karnı doysun diye hiç problem etmeden kendi öğünümü atlayabiliyorum(tabii sonradan telafi etmek koşuluyla ne de olsa onun doyması benim doymama bağlı)Kızımı yıkadığımızda sanki ben yıkanmışım gibi ferahlıyorum. Eskiden uykum bölündüğünde kıyametleri koparırdım. Sinirden ağladığımı bilirim, tekrar uyuyamadım diye. Şimdiyse bu hiç problem değil. Bebeğim yeter ki rahat karnı doymuş uyusun. Ben geceyi uyumadan da geçirebilirim. Allah annelere öyle bir duygu veriyor ki, Normalde sorun edilecek, şikayet edilecek bir sürü şeyi güle oynaya yapıyorsunuz.

Monday, June 11, 2012

Zehra'nın huyları her geçen gün değişiyor. Geçtiğimiz haftayı gaz sancılarıyla kıvranarak geçirdik. En azından ben öyle zannettim. Zehra öğleden sonraları sürekli ağlıyor, uyumak istemiyordu. Ben de bu durumu gazlı bir bebek olmasına bağlayıp, gazını gidermek için çareler arayıp durdum. Halbuki problemin hepsi gazdan kaynaklanmıyormuş. Problem uyuyamamakmış. Ben Zehra'yı çoğunlukla kucağımda yada yanına yatarak uyuttum şimdiye kadar. Ama 4. ay itibariyle kızım artık kucağımda iki büklüm değil, ayakta sallanarak uyumak istiyor. Geçtiğimiz hafta onca sancıdan sonra(!) çaresizce ayağıma yatırdım. Zira başka denemediğim yöntem kalmamıştı. Ayakta sallamaya karşı çıkmış olsam da eğer o bu şekilde rahat edecekse neden olmasın!

Wednesday, June 6, 2012

Merhaba,
3,5 aylık bebeğimle çiçeği burnunda bir anneyim. Her gün o kadar çok duygu ve olay yaşıyorum ki birileriyle paylaşmak istedim.
Aslında bebek bakımı konusunda tecrübeli olduğumu düşünerek (kuzenlerimden ötürü) bebek sahibi olmanın çok da zor bir şey olmadığını düşünmüştüm hep. Hatta uflayıp puflayan yeni anneleri de hor görmüşlüğüm vardır. Kendi başıma geldiğinde ise halim tam anlamıyla haraptı:) Hem de yanımda 24 saat destek olan annem, babam, eşim ve kayınvalidem olmasına rağmen. Bir dakika bile bebeği bırakamıyor bazen saatlerce bebek kucağımda oturup kalıyordum. Bu durumun becerikli olmakla ilgisinin olmadığını çok kısa zamanda anladım. Annelik özellikle de ilk etapta çok zorluyor insanı. Sonra neler olacağını ise yaşadıkça göreceğiz:)